İstanbul’un Anadolu Yakası’na ayak bastığınızda sizi karşılayan ilk şey, denizin tuzuyla birleşen martı sesleri ve tarihin o vakur duruşudur. Üsküdar, karmaşanın içinde huzuru, modernliğin içinde geleneği barındıran nadir semtlerden biridir.
Üsküdar denilince akla gelen ilk durak kuşkusuz Kız Kulesi’dir. Efsanelere konu olan, uğruna şiirler yazılan bu yapı, yakın zamanda geçirdiği restorasyon sonrası çok daha zarif bir görünüme kavuştu. Salacak sahilinde banklara oturup gün batımını izlerken, kulenin silüeti size İstanbul’un neden dünyanın en güzel şehri olduğunu bir kez daha hatırlatır.
İskeleden indiğinizde tüm heybetiyle sizi selamlayan Mihrimah Sultan Camii, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı için Mimar Sinan’a yaptırdığı bir şaheserdir. İçerideki aydınlık atmosfer ve ince işçilik, Osmanlı mimarisinin zirve noktalarından birini temsil eder. Güneş ve Ay’ın bu cami ile Edirnekapı’daki eşi arasındaki mistik hikayesi ise burayı gezmeyi daha anlamlı kılar.
Üsküdar’ın ara sokaklarına daldığınızda karşınıza çıkan Çinili Camii, adeta bir mücevher kutusu gibidir. 17. yüzyıldan kalma bu yapı, duvarlarını süsleyen eşsiz İznik çinileriyle ünlüdür. Turistik kalabalıktan uzak, sessiz ve dingin bir durak arayanlar için idealdir.
Biraz yeşil ve bolca huzur istiyorsanız rotanızı Fethipaşa Korusu’na çevirmelisiniz. Paşalimanı sahilinden yukarı doğru uzanan bu koru, size muazzam bir Boğaz manzarası sunar. Özellikle bahar aylarında erguvanların açmasıyla birlikte koru, kartpostallık bir görüntüye bürünür.
Üsküdar’dan Beylerbeyi yönüne doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkan Kuzguncuk, İstanbul’un mahalle kültürünü koruyabilmiş en özel yerlerinden biridir. Rengarenk cumbalı evleri, yan yana duran cami, kilise ve sinagoguyla bu semt, kardeşliğin sembolüdür. Perihan Abla Sokağı’nda bir kahve molası vermeden buradan ayrılmamalısınız.
Boğaz Köprüsü’nün hemen altında yer alan Beylerbeyi Sarayı, Osmanlı padişahlarının yazlık konutu olarak kullanılmıştır. Batı ve Doğu mimarisinin harmanlandığı sarayın mermer işçiliği ve deniz kıyısındaki bahçesi, ziyaretçilerini bir masalın içindeymiş gibi hissettirir.
Salacak sahilinde çay eşliğinde simit yiyin.
Nevmekan Sahil’de kitap kokusu ve mimarinin tadını çıkarın.
Balıkçılar Çarşısı’nın taze kokusunu içinize çekin.
Kuzguncuk Bostanı'nda bir nefes alın.