İstanbul’un Beşiktaş ilçesinde, gözlerden biraz uzak ama geçmişin tam ortasında sakince duran bir yapı var: Yıldız Sarayı. Herkes Dolmabahçe'yi, Topkapı’yı bilir ama Yıldız’ın hikâyesi bir başka anlatır kendini. Sarayın duvarları, Osmanlı’nın son zamanlarının fısıltılarını hâlâ taşır gibi…
Yıldız Sarayı’nın temelleri aslında III. Selim dönemine kadar uzanıyor. Ancak asıl kimliğini II. Abdülhamid zamanında kazanıyor. Abdülhamid, Dolmabahçe Sarayı'nın güvenlik açısından riskli olduğunu düşündüğü için devlet işlerini buradan yürütmeye başlıyor. İşte o andan itibaren Yıldız, sadece bir saray değil; bir karar merkezi, bir strateji odası, hatta kimi zaman bir yalnızlık köşesi hâline geliyor.
Saray kompleksi; pavyonlar, köşkler, tiyatro binası, cami ve geniş bahçelerden oluşuyor. Hatta bu bahçelerde gezinirken bir dönem padişahın attığı adımların izlerini hayal etmek bile mümkün.
Yıldız Şale Köşkü: Avrupa krallarına gösterilmek üzere özenle hazırlanmış. Ahşap işçiliği ve iç süslemeleri nefes kesici.
Yıldız Saray Tiyatrosu: Dönemin sanata verdiği önemi yansıtan nadide bir yapı.
Bahçeler: Sessizliğiyle konuşur gibi. Osmanlı estetiğinin yeşil yansıması.
Müze Alanı: Sarayda kullanılan objeler, dönemin ruhunu hissettiriyor.
Şehir merkezine yakın olmasına rağmen biraz gizli kalmış bir yerdir Yıldız. Gidecek olanlar için birkaç farklı yol var:
Metro ile: M2 Yenikapı-Hacıosman hattından Şişli-Mecidiyeköy durağında inip Beşiktaş yönüne otobüslerle devam edebilirsin.
Otobüs ile: Taksim, Mecidiyeköy ya da Kadıköy’den kalkan ve Beşiktaş-Dikilitaş yönüne giden otobüslerle Yıldız durağında inilebilir. (Örnek: 43R, DT2)
Vapur ile: Kadıköy veya Üsküdar’dan Beşiktaş’a geçtikten sonra kısa bir yürüyüşle ulaşabilirsin.
Beşiktaş’tan Ortaköy yönüne giderken Yıldız Teknik Üniversitesi tabelalarını takip etmek yeterli. Yol biraz dar olabilir, park yeri kısıtlı, ama manzara telafi eder.
Beşiktaş merkezden yürüyerek yaklaşık 15-20 dakikada varılabilir. Özellikle sabah saatlerinde yürümek ayrı keyif verir. Yol boyunca Yıldız Parkı’na uğramayı unutma!
Yıldız Sarayı öyle bağırarak çağırarak “ben buradayım” demez. Sessizdir. Sakinliğinde asalet vardır. Eğer İstanbul’un sadece görünen yüzünü değil, biraz da içsel derinliklerini keşfetmek istersen, burası senin için.
Bir padişahın gözünden şehre bakmak, onun odasında güneşin gelişine şahit olmak… Herkesin yaşayacağı türden bir deneyim değil. Ama bir kere yaşadın mı unutulmayanlardan olur.